Şamanların Şamanı Odin

Odin, İskandinav panteonunda en fazla öne çıkan tanrılardan biridir. O kadar fazla özelliği vardır ki hangi özelliğiyle öne çıktığını anlamak, düşünmek çoğu zaman zor gelir insana. Bu yazıda Odin’in kim olduğunu okuyacak, Odin’i nasıl onurlandırabileceğinizi vs. öğreneceksiniz. Hemen başlayalım.

ODİN’İN DOĞUMU

Başlangıç, Ginnungagap isimli bir boşluktan ibaretti. Kuzeyinde Niflheim denen bir diyar vardı ki sis ve buzdan ibaretti. Güneyinde ise Muspellheim yer alırdı. Alevlerle kaplıydı bu diyar; öyle ki ileride, ateş devlerinin diyarı olacaktı.

Niflheim’dan demir gibi soğuk nehirler akardı, Muspellheim’dan ise eritici lavlar. Soğuk nehirler Ginnungagap’a akıp buz oldu ve sıcak lavlarla Ginnungagap’ın ortasında buluştu. Lavlar buzları eritti, buzlardan akan damlalar insanımsı bir şekle girdi. Neticede doğan yaratık Ymir’di. İlk Jotun (buz devi) ve aynı zamanda ilk devdi.

Daha sonra eriyen buzlardan en ilkel inek Audumbla şekillendi ve Ymir büyüyene dek Audumbla’nın sütüyle beslendi. Ymir terledi, ter damlaları bir sürü yeni devi meydana getirdi. Oluşan devlerden birinin adı Bestla’ydı. Audumbla ise tuz bloklarını yaladı, ilk tanrı Buri de böyle meydana geldi.

Buri’nin Borr diye bir oğlu oldu. Evlendirdiler Borr ile Bestla’yı. Bu aşkın meyveleri ise ileride Ymir’i öldürecek, Midgard’ı Ymir’in vücudunun parçalarından yaratacak Odin, Vili, Ve’ydi.

Odin’in doğumunu bu şekilde özetleyebiliriz zannediyorum. Kendi yazdığım bu şiirsel yazının sonunda da belirtmiş olduğum gibi Odin ve kardeşleri beraberce Ymir’i öldürdüler ve bedeninin belli parçalarından Dünya’yı, panteondaki adıyla Midgard’ı, yarattılar.

MADEM YARATILIŞTA KARDEŞLERİNİN DE ROLÜ BÜYÜK; NEDEN EN FAZLA ODİN’İ ANIYORUZ?

Ymir’in etinden toprak, kemiklerinden dağlar, dişlerinden kayalar, saçlarından çayırlar ve ağaçlar, kanından denizler yaratılınca sıra Midgard’da yaşaması için canlılar yaratmaya gelmişti. Üç kardeş, Midgard’daki yan yana duran karaağaç ve dişbudak kütüklerine gittiler. Ve kütüklere hareket ve zeka verdi, Vili şekillendirdi; konuşma yeteneği ile duyguları bahşetti. Odin ise nefesinden üfledi. Kardeşinin şekillendirdiği kütüklere ruhu ve yaşamı verdi. İlk kadın ve ilk erkek insan böylelikle meydana geldi. Erkeğe Askr, kadına Embla adı verildi.

En fazla Odin’in anılmasının sebebi budur. O ki nefesi verendir, yaşatandır. Hatta panteonumuzda bu olay şu sözle özetlenir: “Kozmolojimizde nefesi veren Odin’dir. Aldığımız ilk nefes O’ndan gelir ve verdiğimiz son nefes O’na dönecektir.” Yani yaşamımız O’nun ellerindedir. Antik çağlarda, Kuzeylilerin kaderlerini Odin’in ellerine bırakmaları tam da bu yüzdendir aslında. New age paganlar bunu tercih etmeseler de “Kaderi Odin’in ellerine bırakmak” antik paganizm yolunda ilerleyen paganlar için oldukça önemli fakat yine de yapılması zorunlu olmayan bir ritüeldir.

ODİN’İN MİTLERİNE VE KENDİSİNE DEĞİNELİM:

Odin, onlarca özelliğe sahip bir tanrı olarak kozmolojimizde yer alır. Panteonumuzdaki dokuz diyardan birisi olan Asgard’ın kralıdır. En önemli özelliklerinden birisi bilgeliktir. Bilgiye, bilgeliğe olan açlığı asla yatıştırılamaz. Çoğu mitinde de bilgiye olan bu açlığıyla karşılaşırız.

Mimir’in bilgelik kuyusundan su içmek için sol gözünü feda etmesi, kendisini dokuz gün dokuz gece boyunca Yggdrasil’e asması ve ölmek üzereyken rünleri bularak kurtulması en önemli mitlerinden olsa da çoğu yerde geçmeyen şu miti oldukça dikkat çekicidir:

Bir gün Odin, her şeyi bilmek ve her bilgiye sahip olmak amacıyla çıktığı mecazi yolda Seidr’i de öğrenmek ister. Tanrıça Freyja’nın sihri olan Seidr, yalnızca kadınların öğrenebileceği bir ilimdir. Odin bunu bilse de öncelikle Yggdrasil’in köklerine inerek Seidr’i bilen Nornlar’ın (kader tanrıçaları) yanına uğrar ve onlardan kendisine bu ilmi öğretmelerini ister. Nornlar’ın cevabı bellidir, sihri yalnızca Freyja’dan öğrenebileceğini söylerler. Odin, Vanaheim’a; Tanrıça’nın yanına gider ve sihri öğrenmek istediğini söyler. Nornlar’ın cevabının belli olduğu gibi, Freyja’nın cevabı da bellidir. Bir erkeğe Seidr’i öğretemeyeceğini söyler. Ama Odin öğrenmek için her şeyi feda etmeye hazırdır. Asgard’a geri dönerek her tanrının sahip olmadığı şekil değiştirme yeteneğini kullanır ve bir kadın kılığına bürünür; tekrar Vanaheim’a gider. Freyja, karşısındakinin Odin olduğunu anlamaz ve böylelikle Odin, Seidr’i de öğrenmiş olur.

Hepimizin Babası, Şamanların Şamanı, Büyücülerin Büyücüsü, Bilgelerin Bilgesi, Kralların Kralı, Tanrıların Babası, Yüce Olan gibi ve daha birçok sıfatla anılan Odin, düzenin tanrısı olduğu kadar kaosun da tanrısıdır. Karanlığın tanrısı olduğu kadar aydınlığın da tanrısıdır. Yaşamın tanrısı olduğu kadar ölümün de tanrısıdır. O’nun yolunda ilerlemek, genelde şamanik uygulamalar yapmaktır. Astral boyutların da tanrısıdır. Kehanetin efendisidir, rünlerin ustasıdır, büyücülüğü çok iyi bilir ve yolunda ilerleyenleri, bu adını söylediğim tüm alanlarda ve nicesinde geliştirir.

Odin’in krallığını yaptığı Asgard’da kendi salonu Valhalla bulunur. Bu salon, savaşarak ölenlerin ve Odin’e adanıp onurlu bir hayat geçirerek Odin’in yasalarını çiğnemeyen insanların öldükten sonra girebileceği bir yerdir. (Savaşmak dediğimiz kavram direkt olarak kılıç kalkanla, topla tüfekle yapılan savaşta bulunmak olarak algılanmamalı çünkü burada savaşmaya, bir hastalığa karşı pes etmeden direnmek dahi girer.)

Odin’in en sevmediği şey onursuzluktur. Kullarını sınarken dahi onları katiyyen onursuz bir konuma sokmaz. Eğer birisi kendi onursuzluğunu, Odin’in sınaması olarak geçiştirirse Odin’in gazabını üzerine çeker. Öyle ki Odin, kendisine bile yalvarılmasını istemez. O’na dua ederken yalvarırsanız dualarınızı kabul etmez. Yolunda ilerlemek isteyenlerden beklediği ilk şart bu yüzden kişinin onurlu olmasıdır. Odin, ölü bir adamın onurunun asla ölmeyeceğini söyler. Dolayısıyla İskandinav paganları, onurları uğruna her şeyi feda edebilecek kabiliyete sahip olmalı; canları pahasına onurlarını korumalıdırlar.

Odin gezgindir. Sürekli diyarları dolaşır. Bu yüzden her davetinize iştirak eden bir tanrı değildir. Kendisiyle çalışmak da hayli zordur. Odin sizi seçtiğinde işaretleri kargalar, kuzgunlar, kurtlar, kartallar yoluyla olacaktır. Çalışmaya başlamak istediğinizde invokasyonunuza karşılık vermemesi her ne kadar motivasyonunuzu düşürecek olsa da O’nun sizi her daim duyduğunu, onurlandırmanızı da göreceğini bilerek bu yolda istikrarla ilerlemelisiniz. Şimdi, bir başlık altında Odin’le çalışmayı ve O’nun için neler yapabileceğinizi inceleyelim.

ODİN’İ ONURLANDIRMAK

Merkür gezegeni, Odin’le bağdaşan gezegendir. Merkür enerjisi Çarşamba günü güçlenir. Bu yüzden Odin’i onurlandırmak için en doğru zaman Çarşamba gecesi, Merkür saatidir. (Hatta Çarşamba’nın İngilizcesi olan Wednesday kelimesi, Odin’in bir diğer adı olan Woden’den türetilmiştir.)

Odin, siyah ve siyaha yakın lacivert renkleriyle bağdaştırılır. Odin adına kurulan altar, bu renkler ağırlıklı olarak düzenlenmelidir. Odin tasvirlerine baktığımızda yanında kuzgunları Huginn ve Muninn ile kurtları Geri ve Freki’yi görürüz. Altar üzerine kurt ve kuzgun figürleri koyabilirsiniz. Bunların yanı sıra, dışarıda bulduğunuz kemikler ve boynuzlar bir İskandinav paganının kuracağı altarın vazgeçilmezleri arasında yer alır.

Adak olarak verilebilecek en iyi şey bal likörü veya kaliteli viski olsa da günümüzde malum piyasa hasebiyle bunlara ulaşmak pek mümkün olmadığından alternatifler sunacağım: Kırmızı şarap, pırasa, sarımsak, pelinotu, dişbudak yaprakları ve dalları, dağ kekiği… Her biri, dişbudak ağacı hariç kolay bulunacak şeyler.

Odin’in adıyla bir askeriyeye bağış yapmak, bir şehit veya gazi yakınına maddi manevi yardımda bulunmak, vatanınız için faydalı işler yapmak da Odin’i onurlandırmanın bazı yollarıdır. Ayrıca Odin’le çalışmak isteyen bir erkekseniz, bedelli askerlik düşüncesi veya bedelli askerlik yapmış olmak Odin’le çalışmanıza büyük bir engel yaratır hatta çalışmanızı imkansız kılar.

Odin’e yazacağınız dualar, tekrar hatırlatmam gerekirse, kesinlikle yalvarma içermemelidir. Örneğin invoke ederken “Yalvarıyorum, çemberime gel.” gibi onursuz bir ifade kullanmak yerine “Çemberime gelmeni istiyorum.” ifadesini kullanmalısınız.

Peki, Odin’den neler isteyebilirsiniz? Kehanet yeteneğinizi geliştirmesini, büyüsel enerjinizi artırmasını, sizi korumasını, astral seyahat için yetenek vermesini… Fakat tanrılarla ilişkimizin bir alma verme dengesi içerisinde ilerlediğini unutmamak lazım istekte bulunurken. Konu İskandinav tanrılarına, özellikle Odin’e geldiğinde alma verme dengesi dediğimiz olgu biraz daha sert işliyor. Yukarıda bahsettiğim gibi; Odin bu bilgeliğe ulaşırken canı pahasına mücadele edip birçok şey feda etti. Kendisi bu noktaya çiçekli yollardan geçerek gelmediği gibi, sizi de çiçekli yollardan geçirerek belli bir noktaya getirmez. Dikenli yollarda yürümek zorundasınız. Ayaklarınıza dikenler bata bata bıkmadan yürürseniz eğer, ancak o zaman Odin’den bir şeyler öğrenebilirsiniz.

Yazımı burada sonlandırırken Hepimizin Babası’na şükranlarımı gönderiyor ve hepinizin ışıkla kalmasını diliyorum. Görüşmek üzere.

3 thoughts on “Şamanların Şamanı Odin

    1. Tris says:

      Son derece yararlı, açıklayıcı bir yazı olmuş. Başarılarının devamını dilerim…

      Cevapla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.